loader image

Nişantaşı Ceza Avukatı | AAU Hukuk ☎️ 0540 143 3333

Ceza Avukatı, Ceza Hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukattır ve suçla ilgili tüm hukuki süreçlerde kişiyi temsil eden ve haklarını koruyan uzmandır.

Ceza Avukatı, bir kişi suçla itham edildiğinde, savunmasını hazırlar ve mahkemede temsil eder. Ceza Avukatı ‘nın temel amacı müvekkilin haklarının korunması ve adil yargılanmasını sağlamaktır. Bu amaçla, hukuki danışmanlık verir, delilleri toplar ve inceler, itiraz ve temyiz işlemlerini yürütür.

Ceza avukatları sadece sanıkları değil, suçtan zarar gören kişileri de temsil edebilir.

Nişantaşı semtinde bir Ceza Avukatı arıyorsanız, AAU Hukuk bürosu, Nişantaşı ceza avukatı olarak hizmet vermektedir. Nişantaşı ceza avukatı doğrudan 0540 143 3333 ‘ü arayarak doğrudan ulaşabilirsiniz.

Ceza Hukuku

Bir toplumun var olma, yaşam koşullarını ya da bireylerin ve toplumun temel yararlarını ihlal eden, tehlikeye atan, topluma zarar verdiği, tehlikeli olduğu kanun koyucu tarafından kabul edilen bu yüzden de ceza veya güvenlik tedbirleri müeyyidesine bağlanmış fiillere genel olarak suç diyoruz. İnsanlığın var olmasıyla birlikte ortaya çıkan suç işleme güdüsünün sınırlandırılması ve cezalandırılması, toplumsal yaşamın kurulmasıyla hayata geçmiştir. Önceleri ceza hukuku başlangıçta yerel mahkemelere dayanırken, zamanla yerini profesyonel ve gezici hâkimlerin ortaya çıkmasına bırakmıştır.

Türk Hukuk tarihimize baktığımızda Osmanlı Devleti’nde İslam Hukuku esas alınmıştır. Cumhuriyet döneminde ise İtalyan Ceza Hukukundan tamamen etkilenen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu kullanılmış 2005 yılında da mevcut kullandığımız 5237 sayılı kanuna geçilmiştir. Mevcut ceza kanunumuz suçlara özgülenen cezalar itibariyle, toplumdaki yanlış genel kanının aksine, önceki ceza kanunundaki cezalara göre daha ağır cezaları ihtiva eden bir kanundur.

Günümüzde ceza hukuku soruşturma ve kovuşturma aşamaları üzerinden yürümektedir. Kolluğa ya da savcılık makamına yapılan bir şikayet, ihbar ya da başka bir yolla bir suç şüphesi izlenimi alan Cumhuriyet Savcısı soruşturma evresini başlatır. Burada ana amaç kamu davası açmaya gerek olup olmadığına karar vermektir. Cumhuriyet savcısı emrindeki kolluk kuvvetleri marifetiyle yani polis, jandarma, sahil güvenlik ve gümrük muhafaza unsurlarıyla şüphelinin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri toplamak zorundadır. Uygulamada en çok eleştiri, Cumhuriyet Savcılarının sadece aleyhe olan delilleri toplamakla ilgilendikleri, şüpheli lehine herhangi bir delil toplamadıkları yönünden gelmektedir. Cumhuriyet Savcısı, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verebileceği gibi, kovuşturma yapılması için iddianame de düzenleyebilir. Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.

Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. Düzenlenen bu iddianame suçun nevine göre ilgili mahkemeye gönderilir. İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. İddianame düzenlendikten sonra suç isnad edilen kişinin sıfatı artık şüpheli değil sanıktır. Düzenlenen iddianame çağrı kağıdıyla birlikte sanığa tebliğ edilir. Türkiye Cumhuriyet mahkemelerindeki duruşmalar 18 yaş altındaki sanıklar ve bazı istisnalar haricinde herkese açıktır. Mahkemeler hakimler vasıtasıyla Türk Milleti adına karar verir.

Türk Ceza Hukukunda avukatın rolü çok önemlidir. Ceza hukukunda soruşturma ve kovuşturma evrelerinde şüpheli ve sanık avukatı artık müdafi adını alır. Şüpheli ve sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından faydalanır. Soruşturma evresinde sanığın Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusu sırasında şüpheliye en çok 3 avukat müdafilik yapabilir. Kovuşturma aşamasında örgütlü suçlar bakımından yapılan yargılamalarda da sanığın duruşmalarda en fazla 3 müdafi ile savunulma hakkı vardır.

Şüpheli veya sanık kendini özel müdafi ile temsil edemeyecek durumda ise kendisine Baro tarafından ücretsiz müdafi görevlendirilir. Şüpheli veya sanığın; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması halinde ya da alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirir suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanığın istemine bakılmaksızın müdafi ataması yapılır.

Günümüz toplumunda, sosyal hayatı en çok rahatsız eden cezasızlık intibası zamanla kanun koyucuyu da harekete geçirmiş, iki yılın altında ceza alan sanıkların cezaevine hiç girmemesi ya da bilinen tabiriyle gir çık yaparak 1 ila 3 günü cezaevinde geçirme uygulamasına son verilmiştir. Kamuoyunda 10. Yargı Paketi olarak bilinen ve 11.07.2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan infaz düzenlemesiyle; 2 yılın altındaki cezalarda koşullu salıverilme tarihine kadar cezanın % 10 u infaz kurumunda geçirildikten sonra (beş günden az olmamak üzere) denetimli serbestlik imkanı verilmiştir. Yani, 4 haziran 2025 tarihinden sonra işlenmiş ve % 50 infaz rejimine tabi bir suçtan 18 ay ceza alan bir kişi final ceza olan 9 için doğrudan denetimli serbestlikten yararlanamayacak, 27 gün ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra denetimli serbestlikten faydalanabilecektir.

Toplumun büyük bir kısmı tarafından eleştirilen bir diğer olgu ise çeşitli infaz düzenlemeleri adı altında çıkarılan örtülü af uygulamalarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı akabinde çıkarılan genel af sonrasında günümüze kadar bir genel af çıkarılmamıştır. Yapılan infaz düzenlemeleri ve denetimli serbestlik uygulamalarıyla bazı tarih aralıklarına denk gelen suçlarda 6 yıl ceza alanların dahi gir çık uygulaması haricinde ceza infaz kurumlarında kalmadığı görülmüştür. Cezalandırmanın amaçlarını; suç işleyen kişinin bir daha suç işlemesini engellemek yani cezanın caydırıcı etkisiyle bir daha suç işlememsi adına tabiri caizse korkutmak, adaleti sağlamak eş anlatımla mağdurda ve toplumda failin yanına kalmadı fikriyatını oluşturmak olarak sayarken failin topluma yeniden kazandırılması işlevini de unutmamak gerekir. Bu bağlamda adil ve kapsayıcı, hükümlü lehine infaz düzenlemelerinin topluma fayda sağlayacağı ihtimali de göz ardı edilmemelidir.

İnfaz düzenlemeleri derken mevcut infaz yasası hakkında da gördüğümüz olumsuzlukları dile getirmek gerekmektedir. Tam anlamıyla demesek de İnfaz Hukukumuz genel olarak hükümlü aleyhine hususlar içermektedir. Örneğin aynı dosyadaki 2 ayrı suçtan 2 kez 20 ay ceza alan bir kişinin cezaları içtima edilerek sanki 40 ay ceza almış gibi infaz hesaplaması yapılması sanık aleyhine olan hususlardan ilk akla gelenidir.

Nişantaşı Ceza Avukatı arıyorsanız aşağıdaki haritadan ofisimizi ziyaret edebilirsiniz;