loader image

Nişantaşı Boşanma Avukatı | AAU Hukuk ☎️ 0540 143 3333

Boşanma Hukuku Avukatı

Boşanma Hukuku Avukatı, Aile Hukuku alanında uzmanlaşmış ve boşanma süreçlerine hakim bir avukattır. Boşanma Avukatları, Aile Hukuku kapsamında boşanma süreçlerine doğrudan etki edebilir.

Boşanma Avukatı ‘nın boşanma sürecinde aşağıdaki aşamaları üstlenir;

  • Boşanma davası açar ve süreci takip eder,
  • Nafaka taleplerinin inceler ve yönetir,
  • Velayet konularında hukuki süreçleri inceler ve yönetir,
  • Mal paylaşımı davalarını yürütür ve boşanma davasına dahil edebilir,
  • Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlayabilir,
  • Çekişmeli boşanma davalarında mahkemede müvekkilini temsil eder.

Boşanma davası süreçlerinde Nişantaşı semtinde bir avukat arıyorsanız, AAU Hukuk Bürosu, Nişantaşı boşanma avukatı olarak faaliyet gösterir. Nişantaşı boşanma avukatı arıyorsanız 0540 143 3333 ‘den doğrudan ulaşabilirsiniz. 

08.12.2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu bir çok alanda olduğu gibi evlilik ve boşanma konusunda da bir çok yenilik ve düzenlemeyi beraberinde getirmiştir.

Evlilik birliğini taraflar sağken sona erdiren hukuki işlem boşanma davasıdır. Boşanma davası sadece eşler tarafından ya da vekil kıldıkları avukatlar tarafından açılabilir. Kişi evlenmeyle ergin kılındığından, 18 yaşın altında olan eşin anne yada babası eşlerden biri adına boşanma davası açamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161 ila 166. Maddelerinde boşanma sebepleri belirtilmiş olup, açılan boşanma davalarının bu maddelerdeki nedenlerden bir ya da birkaçına dayandırılması gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse taraflardan biri, “ben artık evliliği gerekli görmüyorum” diyerek ve bu sebebe dayanarak boşanma davası açamaz. Boşanma davası açacak kişi kendi kusurunu öne sürerek boşanma davası açamaz. Yani, ben bir başka biriyle zina yaptım, zina yaptığımı kabul ediyorum deyip Türk Medeni Kanununun (TMK) 161. Maddesinde belirtilen zina sebebinden yararlanamaz.

Boşanma Sebepleri

TMK’da belirtilen boşanma sebepleri şu şekilde sıralanmaktadır.

Zina

Madde 161: Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Kanunun lafzından çok net anlaşıldığı üzere ve bizlere de bu konuda çok sayıda başvuru ve soru geldiğinden örneklemek gerekirse; 2 yıl önceki iş seyahatinde eşinin zina yaptığını öğrenen ve tartışmasız kanıtları elinde olan eş; öğrenme tarihinden 6 ay içinde zina sebebiyle boşanma davası açabilecektir. Uygulamada zina sebebiyle boşanmanın mal paylaşımını sona erdirmede haksız eş tarafından çok ağır sonuçları olduğundan, zina yapan eş vermiş olduğumuz örnekteki gibi kesin kanıtlar olsa da, zinayı kabul etmemekte, eşine durumu itiraf ettiğini ve affedildiğini ileri sürebilmektedir. Çünkü zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Bir başka anlatımla zina eden eşin mal paylaşımından hiçbir şey alamama durumu vardır.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış

Madde 162: Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Yukarıda izah ettiğimiz gibi hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Bu durum aynı zamanda ceza hukukunun alanına giren bir yeni bir olgu yarattığından ve de hayata kast yani öldürme suçu kovuşturulması açısından teşebbüs aşamasında kalsa dahi şikayete bağlı bir suç olmadığından mağdur eşin ispatı kamu gücünü de yanına alacağından çok daha kolay olacaktır.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

Madde 163: Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Terk

Madde 164:
Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Kanunun lafzından da anlaşıldığı üzere ihtar hakkı olan eş, diğer eşin terk eyleminden 4 ay geçmeden ihtar çekemez ve dava açması için de ihtar tarihinden sonra 2 ay daha geçmesi gerekmektedir. Süreler yönünden hata yapılması durumunda ve de boşanmanın sadece bu sebebe dayandırılması durumunda hakim davayı esası incelemeden usulden reddedecektir.

Bu yüzden her türlü hukuki işlemde olduğu gibi hak kaybına uğramamak için davanın avukatla takip edilmesi önemle tavsiyemizdir.

Akıl Hastalığı

Madde 165:
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

TMK’de boşanma nedeni sayılan tek hastalık akıl hastalığıdır. Akıl hastalığının boşanma sebebi olması için evlilik birliği içinde ortaya çıkması ya da devam etmesi gerekmektedir. Eşin daha önceden geçirmiş olduğu ve iyileşen bir hastalık boşanma nedeni yapılamaz. Kanunda belirtilen resmi kurum raporunda sadece akıl hastalığının var olduğunun belirtilmesi yeterli olmaz ayrıca hastalığın iyileşemeyeceğinin de belirtilmesi gerekmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre şizofreni ve paranoya gibi akıl hastalıkları iyileşmesi mümkün olmayan akıl hastalıklarındandır. Alınan raporda eşin şizofreni hastası olduğu belirtilmişse de hastalığın iyileşme imkanı hakkında görüş bildirilmeyen raporda, Yargıtay iyileşemez hastalık sebebiyle boşanma kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Konusunda uzman boşanma avukatıyla davaların takip edilmesi gereği burada da zorunluluk göstermektedir. Resmi raporun iyileşme yönünde görüş eksikliğini gören uzman boşanma avukatı yapacağı yerinde müdahaleyle eksikliği Yargıtay kararına bırakmadan giderebilecektir. Hastalığın evlilik süresinde var olması şartıyla herhangi bir hak düşürücü süre yoktur. Örneklendirmek gerekirse evlilik anında var olan hastalığa rağmen evliliği devam ettiren diğer eş, 4. Yılda da bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilir.

Evlilik Birliğinin Sarsılması

Madde 166:
Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Uygulamada bu itiraz karşı dava olarak görülmektedir. Karşı dava açılırken de davalı karşı davacı yine aynı mahkemede, dava harçlarını yatırarak davasını açacaktır.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Uygulamada anlaşmalı boşanma davası olarak bildiğimiz bu boşanma türünde tarafların uzman boşanma avukatıyla hareket etmesi çok önemlidir. Tarafların belki de kalan hayatları boyunca etkili olacak mahkemeye sunulacak olan protokolün hazırlanması çok önemlidir.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

14.11.2024 tarihinde yapılan değişiklikle bu maddede belirtilen süre 3 yıldan 1 yıla indirilmiştir. Uygulamada 3 yıllık sürenin taraflara olumsuz etkisi bu şekilde telafi edilmiştir. Toplumda da 3 yıllık sürenin uzun olması yapılan değişikliğe sosyal desteği sağlamıştır.

Nişantaşı Boşanma Avukatı arıyorsanız, aşağıdaki haritadan ofisimizi ziyaret edebilirsiniz.